SEÇİM EKONOMİSİ

TÜRKİYE’DE SEÇİM EKONOMİSİ UYGULAMALARININ EKONOMİK ETKİLERİ VE SONUÇLARI

 

Seçim ekonomisini biz incelerken seçim öncesi ve sonrası olarak ele almak zorundayız bu anlamda tanımlamak gerekirse, seçim ekonomisi iktidardaki politikacıların yeniden seçilebilmesini sağlayabilecek şekilde seçim öncesinde ekonomiyi yönlendirmeleridir. Literatürde bu durum 'politikkonjonktür hareketleri' olarak nitelendirilmektedir. İktidardaki politikacılar bir genel seçim öncesinde ekonomi politikalarını oy kazandıracak şekilde uygulayabilir. Seçim ekonomisi, genellikle seçim öncesinde genişletici ekonomi politikalarının Uygulanması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yani genişletici maliye ve para politikaları bu Amaçla uygulanabilmektedir. Buna göre seçim öncesinde vergilerin azaltılması, kamu Harcamalarının arttırılması, devletin ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatlarında artışa gidilmemesi ve para arzının arttırılması söz konusu olabilmektedir.

 

Özellikle kamu harcamaları ve vergi politikaları oy kazandıracak şekilde manipüle edilebilmektedir. Seçim öncesinde oy kazandıracak şekilde uygulanan ekonomi politikaları, kısa dönemde işsizliğin azalması, faiz oranlarının düşmesi gibi ekonomik sonuçlara ve böylece ekonominin canlanmasına neden olabilir. Fakat uzun dönemde ekonomide dalgalanmalara yol açarak olumsuz sonuçlar vermektedir. En önemli sonuç, seçim öncesinde artırılan kamu harcamalarının bütçe açıklarına neden olmasıdır. Bunun sonucunda da seçim sonrasında artan bütçe açıklarının finansmanı sorunuyla karşılaşılmaktadır. Bunun için ya vergi oranları artırılmakta ve kamu sektöründe seçim öncesinde yapılamayan fiyat artışları gerçekleştirilmekte ya da bazı kamu harcamalarında kısıntıya gidilmektedir.

 

Şu an iktidarda olan parti sık sık seçim ekonomisi uygulayamayacaklarına yönelik açıklamalarda bulunmaktadır. Fakat hangi hükümet olursa olsun, az ya da çok bir genel seçim öncesinde bu tür politikaların uygulanması kaçınılmazdır. Çünkü yeniden iktidarda olmak için kısa vadeli düşünen seçmenlerin gözüne hoş gelebilecek politikaların uygulamaya konulması gerekir. Örneğin sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınması , Aynı şekilde özelleştirme uygulamaları içerisinde ihalelerinin ertelenmesi de seçim ekonomisi uygulamasının bir göstergesidir. Seçim ekonomisi, seçim sonrasında bütçeye olumsuz olarak yansımaktadır. Politikacılar 'biz uygulamıyoruz' deseler de mutlaka uygulamaktadır. Hemen hemen her seçim öncesinde benzer uygulamalara rastlanmaktadır.

 

Temsili demokrasilerde seçim ekonomisi uygulamalarını azaltabilecek çözüm, siyasal iktidarların ekonomi politikası uygulamalarında uymak zorunda olacakları kuralları yani 'oyunun kurallarını belirlemektir. Özellikle siyasal iktidarların vergi ve kamu harcamaları alanındaki güç ve yetkileri, anayasaya konulacak hükümlerle sınırlandırılabilir. Dünyada da seçim ekonomisi uygulamalarına rastlanmaktadır. Bu alanda yapılan ampirik analizler de, özellikle gelişmekte olan ülkelerde seçim öncesinde siyasal iktidarların ekonomi politikalarını oy kazandıracak şekilde yönlendirdiklerini ortaya koymaktadır. Bu nedenle de günümüzde dünyadaki genel eğilim, hükümetlerin maliye politikası uygulamalarında tabi olacakları kuralların ve kamu mali yönetiminde şeffaflığı sağlayacak ilkelerin belirlenmesi yönündedir.

 

Seçimlerle ilgili yönlendirmeler ve ekonomik dalgalanmaların arkasında yatan siyasi etkenler 'siyasi konjonktür' kuramıyla ilgilidir. Bunun temel göstergesi, tekrar seçilmek isteyen hükümetlerin, seçim döneminde ve sonrasında birbirleriyle çelişebilen ekonomik faaliyetlerdir. Buna göre politikacılar seçimlerden önce ivedilik le en uygun ekonomik koşulları yaratma çabası içerisine girerler. Bundan amaç, kamuoyunun beğeneceği ekonomik uygulamalar sonucunda, prim yapmak ve seçimi kazanmak için gerekli desteği sağlamaktır. Kuşkusuz, iktidarın bunu başarabildiği oranda, seçimi kazanma şansı da yüksek olacaktır. Seçim öncesi memur ve KİT işçisine yüksek zamlar verilir, Tarım kesiminde destekleme fiyatları yüksek tutulur, Faizler iner ve bu arada KİT zamları tümüyle dondurulur.

 

Bütün bunların gerçekleşmesi için de para musluklarının açılması gerekir.Piyasaya sürülen karşılıksız para miktarı artar. Şu anki hükümet bu tür olaylardan kaçınmaya çalışmaktadır. Teşvik içeriğinde çeşitli politikalarla nitelenen seçim ekonomisi uygulamalarında, iktidar partisinin, genişletici politikalar ile ekonomiyi uyarması, aldatıcı ve yapay bir konjonktür oluşturur. Ekonominin zorlandığı dönemlerde, siyasal iktidarın siyasal tabanının daralmasına çare olarak, seçim ekonomisi gündeme getirilir. Seçmenlerin aradığı ve her zaman görmek istedikleri bir durumu anlatan seçim ekonomisi süreci, yapay bir oy tabanı oluşturma faaliyetini içerir.

 

Geleceği görme yeteneğinden yoksun seçmenler tarafından iktidar partisi, kısa süreli çıkarlara hizmet ettiği için ödüllendirilir.Ekonomik açıdan istenmeyen bir konjonktür de başlamış olur. Politikacıların seçmenin bugünkü harcamalarını önemseyip gelecekteki bir çeşit vergi yükünü göz ardı etmeleri, seçim ekonomisi politikalarının oluşumunu hazırlar.

 

1. Memur ve işçi kesimine çok yüksek zamlar verilir

2. Tarımsal kesime yüksek destekleme fiyatları sunularak geniş bir kaynak aktarılır.

3. Kamu kaynaklarının kredi kampanyaları artar.

4. Merkez bankası tarafından faizler düşük tutmaya çalışılarak, para muslukları açılır.

5. Vergi indirimi yada ertelenmesine gidilir. Bu bazen vergi affını da içerir.

6. Ekonomide çeşitli kesimlere verilen teşvikler arttırılır.

7. Özellikle Türkiye'de yaygın olan, yeni il ve ilçeler kurulur.

8. Yeni iş imkanlarının işsizlere sunularak, istihdam en azından seçim yapılana kadar arttırılır.

9. Üniversitede başarısız olup atılanlara af getirilebilir. Her iki durumda da, seçim ekonomisi yükünün seçmenlere yükleneceği, şu uygulamalarla kendini gösterir.

 

Memur ve işçi kesimine seçim öncesi verilen zamlar, bastırılmış fiyat artışları ve ertelenen zamların ortaya çıkışıyla geri alınmaya başlar.( Enflasyon oranı artmaya başlayacaktır) -Merkez bankası faiz oranlarını yüksek tutmaya çalışıp para musluklarını kısar .( para arzı daraltılmaya çalışılır) -Ek vergiler, yeni vergiler, bir defaya mahsus vergiler gibi kaynak yaratıcı uygulamalar veya mevcut vergilerde artışlar gündeme gelir.(Kamu gelirleri arttırılmaya çalışılır) -Tarımsal ürünlere seçimden önce yüksek destekleme fiyatları verilmiştir.Ancak,seçim sonrası çiftçiler ürününün parasını alamamaktadır. -Seçim öncesinde kurulan yeni il ve ilçelerin altyapı ve hizmetlerinin karşılanması askıya alınabilir, çalışan kesimin ücret artışları durdurulabilir, kamuda yeni istihdam olanaklarının azaltılması yoluna gidilebilir.(Kamu harcamalarının azaltılmasına çalışılır) Genel seçimler büyük bir maliyet olarak ekonomiye yansımaktadır. Bu maliyetler görünen ve görünmeyen diye ayrılır.

 

Seçim ekonomisinin mutlak maliyeti, seçimle doğrudan ilgili olan ve yasal olarak hükümetler ve siyasal partiler tarafından yapılan harcamalardır. Bunlar; siyasi partilere yapılan devlet yardımları, YSK’ ya yapılan ödenek, seçimde görev alanların ücretlerin ve boya-malzeme gibi seçim malzemelerine yapılan giderlerdir. Mutlak ve dolaylı maliyet, seçim öncesi sıklaşan ve yoğunlaşan seçmen ve siyasi parti ilişkilerinin yol açtığı harcamalar ve siyasi yatırım olarak görülen hükümetin yaptığı olağandışı cari ve transfer harcamalarıdır. İlçenin il yapılması, bakanların seçim bölgelerine yaptıkları ziyaretler ve resmi törenler, açılışılar, memur ve işçilere maaş-ücret zamları ve dolayısıyla ek bütçe ödeneği gibi harcamalar mutlak-dolaylı harcamalar içinde sayılabilir.

 

Seçim ekonomisinin görünmeyen maliyeti, ispatlanması kolay olmayan hatta çoğu zaman kayıtlarda bile yer almayan, başbakanlık örtülü ödeneğinden yapılan harcamalar, partilerin ve adayların seçmenlere sundukları promosyonlar ve afişler, bayraklar gibi tanıtım araçlarıdır. Seçim sürecine giren bir ekonomide belirgin olarak görülen ilk şey toplam harcamaların artmasıdır. Bu harcamalar tüm siyasi partilerce gerçekleştirilir. Politikacıların yeniden seçilebilmeyi garantileyebilmek ve oylarını maksimize etmek için kamu harcamalarını arttırmak ve vergi oranlarını indirmek şeklindeki genel eğilimleri ekonomik sorunların ve ekonomik yapıdaki yozlaşmaların temelini teşkil eder. Artan kamu harcamalarının emisyon ve borçlanma ile karşılanması kronik bütçe açıklarının ve kronik enflasyonun kaynaklarından birisidir. Ekonomik sorunlar şüphesiz bütçe açıkları ve enflasyonla sınırlı değildir. Seçimi kazanan partiler bu kez yapay olarak yarattıkları bu sorunlarla mücadele etmek zorunda kalırlar. Örneğin, enflasyon ile mücadele ve bütçe açıklarının kapatılması için seçimin kazanılmasının hemen ardından vergi oranlarını arttırmak, devlet tarafından üretilen mal ve hizmetlerin fiyatlarına zam yapmak vb. şekillerde ekonomiye müdahalede bulunurlar.

 

Kamu tercihi literatüründe ‘‘Politik Konjonktür Hareketleri” olarak adlandırılan bu seçim ekonomisi stratejisi uzun vadede toplam tasarruflar, toplam yatırımlar ve sonuçta milli ekonomi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurur. Çoğulcu demokrasilerde bir siyasal seçim dönemine girildiğinde siyasal partiler arasında amansız bir rekabetin başladığı görülür. Yasalara uygun olarak tüm siyasal partilere devlet bütçesinden propaganda yapmaları için belli oranlarda para yardımı yapılmaktadır. Devletin propaganda için ayırdığı yasal karşılıklar hükümetteki partiler için diğerlerine göre daha fazladır. İktidar partileri seçim dönemlerinde yasaların kendilerine tanıdığı ve diğer partilerden daha fazla bir miktarı olan propaganda payının yanında bir de bütçe gibi güçlü bir harcama kaynağına sahiptir.

 

Bu kaynaklar seçmen tercihlerini etkilemek amacıyla seçim dönemlerinde harcama yolunda kullanılır. Ekonomik sınıflandırmada harcamalar ‘‘gerçek’’ ve ‘‘transfer’’ harcamaları olarak ikiye ayrılmaktadır. Türk bütçe terimleriyle söylemek gerekirse ekonomik sınıflandırma cari, yatırım ve transfer harcamaları olarak üçe ayrılmaktadır. Cari Harcamalar: Cari harcamalar hizmetler ile bir yıl içinde kullanılıp bitecek dayanıksız mallara yapılan harcamalardır.

 

Cari harcamalarının faydası yapıldığı dönemde yok olur. Kamu kuruluşlarının tüketim için yaptıkları harcamalar bu gruba girer. Büyük bir bölümü personele yöneliktir. Eğitim ve sağlık harcamaları da insan üzerinde gelecek dönemlerde cari kalıcı etkileri olduğu için, kamu muhasebesinde cari harcama kapsamına girer. Hükümetler cari harcamalar üzerindeki güçleriyle seçim dönemlerinde rahatlıkla seçmenlerin tercihleri üzerinde etkili olabilirler. Devlet memuru maaşlarının oranlarının arttırılması buna bir örnektir. Ayrıca kamu kesiminde istihdam edilen işçilere prim verilmesi de buna benzer bir politik yaklaşımdır.

 

Transfer Harcamaları: Transfer harcamaları kamu otoritesinin satın alma gücünü, gerçek veya tüzel kişilere karşılıksız olarak devretmesidir. Karşılıksız yapılan harcamalar olarak transfer harcamaları seçim dönemleri için son derece uygun harcama kalemleridir. Cari harcamalarla çalışanlara yapılan maaş ve ücret ödemeleri transfer harcamalarıyla emekli, dul ve yetimlere yapılabilir. Böylece seçmen tercihleri üzerinde bir etkinin oluşması kaçınılmazdır. Yatırım Harcamaları: Yatırım harcamaları üretim kapasitesini arttırmak amacıyla yapılan harcamalardır. Bu noktada KİT’leri ayrıca incelemek gerekir.

 

Kamu iktisadi kuruluşları devletin iktisadi alanda mal ve hizmet üreten kuruluşlarının genel adıdır. Kamu işletmeleri sosyal ve ekonomik olduğu gibi politik nedenlerle de kurulur. Politik nedenlerle kurulan kamu işletmelerinin, devleti yöneten politik kurumların izlediği ekonomi politikasının gerçekleştirilmesi ,politik baskı gruplarının amaçlarının tatmin edilmesi ,politik bazı çıkarların sağlanması gibi amaçları vardır. 

 

DOÇ. DR. MEHMET NACİ EFE

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Doç.Dr. MEHMET NACİ EFE

Ziyaretçi Sayısı: