MARKALAŞMA

Marka bir ürünün, bir hizmetin diğer rakiplerden sıyrılarak dünyada edindiği yer ve firmanın ticaretteki yüzüdür. Yani firmanızın tüketiciler nezdindeki imajıdır. Bu imajı sağlam temellere oturtmak oldukça önemlidir. Bunun için hizmette sınır tanımamak, güvene dayalı sonsuz müşteri memnuniyetini koşulsuz ve şartsız firmanın birinci hedefi olarak benimsemek ve belki de hepsinden önemlisi kaliteyi her zaman için hep daha mükemmele taşımamayı bir düstur haline getirmek şarttır. Aksi takdirde bunlardan bir tanesi bile eksik olduğunda işin kimyası bozulacak ve sizin çok emek sarfederek elde ettiğiniz konumuz, konforlu binalarınız, yatırımlarınız bir işe yaramayacak ve sizi bir marka haline getiremeyecektir.

 

Aslına bakarsanız marka olmaya çalışan çok fazla firma var; hatta son zamanlarda bir moda halini bile aldı denebilir. Büyük, küçük her türlü firma marka olmak için fikirler üretiyor. Bu fikirlerin bazılarını da firmalarında hayata geçiriyorlar. Fakat markalaşma böylesine hafife alınacak bir süreç değildir. Tersine içinde çok ciddi planlama, uygulama, koordinasyon, pazar segmantasyonu, reklam, promosyon,tüketiciler nezdinde marka algısı yaratma ve marka bağlılığı oluşturma, içinde bulunulan sektöre göre dağıtım kanallarının uygun tayini gibi son derece önemli faaliyetleri bünyesinde toplayan ve sahibinden en alt kademe çalışanına kadar tüm kadronun inanması, benimsemesi ve adanmışlığı gereken bir büyük maraton bir bayrak yarışıdır.Bu konuya ciddi yaklaşan firmalar bu yolda ekipler kuruyor, danışmanlar tutuyor, yeri geliyor binlerce doları bu uğurda harcayabiliyorlar. Fakat sonuca bakıldığında bazen bu çalışmalarının boşa gittiğini üzülerek görmekteyiz.

Ülkemizde marka çalışmalarında dünya çapında başarılı olmuş kuruluş sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bundan dolayı, firmalar birçok marka çalışmasını sonraki bir zamana atmakta ve yerli pazarda marka olmak için harekete geçmektedirler.Marka olabilmek için, yani bu uzun maratonu koşabilmek için kuruluşunuzun ilk gününden itibaren hatta firmanıza koyduğunuz veya koyacağınız isimle birlikte marka çalışmasına başlamalısınız.

 

Dünyaca bilinen ve marka olmuş bir çok firma bir ismi firmalarına koyarken günlerce düşünür ve dünyanın her tarafında rahatça söylenebilen isimler ve akılda kalıcılığı sağlamak için bu isimle uygun bazi simgeleri logo olarak kullanırlar. Bire marka için olmazsa olmaz olan yegâne şey logodur. Firmalar markaları ile markalar da logoları ile tanınırlar ve bilinirler. Marka logoları; markanın müşterisine vaadettiği ürün veya hizmetleri anlatan çarpıcı ve akılda kalıcı şekillerdir ve marka imajını ciddi anlamda yansıtırlar.Zaman zaman, marka imajını gelişen ve değişen konjonktürde yenilemek gerekebilir. Buna en güzel örnek ülkemiz sanayiinin önemli oyuncularından ve Koç grubunun amiral gemisi Arçelik firması verilebilir. 2000 li yllara kadar beyaz eşyada sadece dayanıklılığın ve sağlamlığın belirleyici olduğu dönemlerde uygun firma logoasu çok daha sert karakterlere sakip iken; değişen koşullar çerçevesinde artık bir üründe sadece dayanıklılığın değil aynı zamanda görsel zevklerin ve yaratıcılığa ağırlık veren yenilikçi ürünlerin müşteri tercihlerini belirlemeye başlamasıyla firma; ciddi bir imaj değişikliğine gitmiş ve daha yumuşak ve esnek bir imaj verebilmek için son dönemde kullanılan logo benimsenmiştir. 

Marka olmuş firmalara bakıldığında iki önemli kavram göze çarpmakta. İlki inovasyon dediğimiz Türkçe karşılığı yenilik olan kavram. İkincisi de, kalitedir. Kalite firma-müşteri arası ilişkinin orta noktasında oturmuş ve her şeye yön veren durumundadır. Marka imajının zedelenmemesi için daima kaliteden taviz vermemeye özen göstermelisiniz. Çünkü kalite problemleri nedeniye sarsılan güveni tazelemek sıfırdan bir marka yaratmaktan çok daha zordur. Bunun bilincinde olan ciddi firmalar buna zaman zaman reklamlarında da değinirler. Örneğin Alman Robert Bosch firmasının reklamlarında bir dönem firma kurucusunun sarfettiği  “İnsanların güveninini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim”  sözünün kullanılması bu hususun ne kadar önemli olduğunu bize göstermektedir.

Sonuç olarak marka olmak isteyenlerin öncelikli olarak yapması gereken kendilerini iyi tanımaları ve yapılması gerekenleri planlamalarıdır. Burada tavsiye edebileceğimiz SWOT analizidir. Bu analiz sayesinde güçlü, zayıf yanlarınızı görüp fırsat ve tehlikeleri değerlendirmeli, yakın ,orta ve uzun vadeli yönetim planınızı bilmelkisiniz. İkinci husus olarak, en iyi çalışanları bulmanız mümkün olmayabilir. Bunun için yapılması gereken, çalışanları sürekli ve disiplinli bir şekilde eğitmektir. Üçüncü husus, reklam ve sosyal sorumluluk çalışmalarıdır. Bunun için de gerekli yerlere gerekli miktarlarda israfa kaçmadan çalışmaların yürütülmesi gerekir. Dördüncü adım ve son adım sıradanlıktan kurtulun tek bir üründe uzmanlaşın. Yaptığınız işi geliştirmenizi, farklı sektörlere dalıp kendi işiniz dışında bilmediğiniz sektörlere girip zamanınızı ve paranızı boşa harcamamanızı tavsiye ediyorum.

 

Yurtiçi pazardan artık yurt dışına doğru açılım yapın dünyanın her tarafına ürününüzü tanıtın yurt dışına mal satın, bunun en kolay yolu internet dünyası. İnternet sitelerinizi güncelleyin ve sitelerinizi dünyaya açın, İngilizce, Arapça, Fransızca, rusça  gibi dilleri ekleyin. Globalleşen ve sınırların kalktığı dünya da sizin olmadığınız yerde bir başkasının olacağını unutmayın. Sizin olmadığınız ve ayak basmadığınız yerde hak idda etmeniz de imkânsız olacaktır. Slogonımız şu olmalıdır ‘’ yapamam edemem asla demem’’, ‘’yaparım ederim en guzelini ben yaparım ‘’ sloganıyla hareket etmedikçe başarı sizi bulmayacak sizde başarıdan söz edemiyeceksiniz.

 

DOÇ. DR. MEHMET NACİ EFE

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Doç.Dr. MEHMET NACİ EFE

Ziyaretçi Sayısı: